Login

Hesabınıza Giriş Yapın

Kullanıcı Adı *
Şifre *
Beni hatırla
 

Waldorf

Waldorf Yaklaşımı
 
Rudolf Steiner’in Birinci Paylaşım Savaşı sonrası yoksul Almanya’sında 1919 yılında Stuttgart kentindeki Waldorf-Astoria sigara fabrikasının işçileri için verdiği bir dizi eğitim konferansı sonucu kurulmuştur

"Yaşamın herhangi bir alanında yenilik önerileri getirebilmek için, yaşamı yalnızca yüzeysel ele almak yetersiz kalır" diyen Rudolf Steiner yaşamı bir bitkiye benzetmektedir. Yaşam, tıpkı bitkide olduğu gibi, yalnızca gözlerimizle gördüğümüzden ibaret değildir, tıpkı bir tohumun içinde verili genetik bilgiler gibi, derinlerde gelecekte ne olacağının bilgisini de taşır, der. Yapraklardan sonra ne tür çiçeklerin ve meyvelerin geleceğini, ancak o bitkiyi derinlemesine araştırmışsak bilebiliriz. Bunun gibi insanın doğasında olanı da okumayı bilmek gerekir, zira doğal gelişme, geleceği içinde taşır. Gelişmekte olan bir insan varlığının nasıl yapılandığını anlamak için, doğasına insanbilimsel göz atmak gerekir.

- Dünyaya gelen çocukta gördüğümüz yegane varlık parçası, diğer canlılarda da olan fiziksel bedenidir. Bu fiziksel beden, geri kalan fiziksel dünyayla aynı maddelerden, yani minerallerden oluşmuştur ve aynı fizik yasalara tabidir.
 
Burada ele alacağımız 0-6 yaş grubundaki çocuk, Rudolf Steiner’e göre baştan sona bir duyu organıdır. Özellikle ilk üç yılda tıpkı diğer memelilerde olduğu gibi, çocuğun fizik organlarının gelişerek içine doğduğu ortama uyum sağlaması, başlıca taklit ve örnek alma yoluyla gerçekleşir. İlk aylarda anne şefkat ve gülümsemeyle üzerine eğildiğinde, çocuk da zamanla gülümsemeyle karşılık verir. Fiziksel ortamda olup biten ne varsa, hepsini taklit eder ve bu sırada fiziksel organları yapılanır ve gerekli, kalıcı insani biçimlere yönlendirilmiş olur. Zaten eski beyin içgüdüsel olarak kolları ve bacakları sürekli hareketli kılar. Hareketler sinir sisteminin gelişmesini sağlar. Bu dönemde gelişme, içten gelen bu güdülerle dıştan gelen içeriklerin karşılıklı etkileşimi sayesinde gerçekleşir.

Algılananlar yeni beyne kaydedilir ve edinilen fiziksel, duyusal izlenimler hemen taklit yoluyla denenir. Steiner, “çocukken duyu izlenimleri soluk almak gibidir, soluk vermeye denk düşen edim ise taklittir” der. Yürümeyi de, konuşmayı da taklit yoluyla öğrenir. Önünde ayakta dimdik duran ve uzamda ileri doğru hareket eden örnekler olmazsa, çocuğun yürümeyi dahi öğrenemediği, geçen yüzyılda Uzak Doğu’da bulunan kurtların yetiştirdiği çocuklar sayesinde kanıtlanmıştır.

Yürüme organıyla birlikte konuşma organının gelişmesi hemen hemen at başı gider. Zaten dışkılamanın kontrolü de bu dönemde öğrenilir. Çocuk her şeyi adlandırmaya başlar ve nesne ile nesnenin adı iki ayrı kanalda kaydedilir. Bu, çevreye ve nesnelere ilk mesafe kazanmanın başlangıcıdır ve böylece üç yaş civarında “ben” duygusu oluşur. Ben, kayıtları birleştirir ve bütünsel bir dünya oluşmasına yardım eder.

Detaylı bilgi ve randevu için bize ulaşın

Kısaca Biz

KIDSALOUD Sariyer kampüsümüz Emirgan Levent Maslak hattına yakın yeşillikler içerisinde Emirgan Korusuna yakın bölgede Boğaz manzarasına

Devamını Oku

Son Yazılar

  • 1
  • 2
  • 3

Buradayız

KIDSALOUD Sariyer

Emirgan Mahallesi Şirin Sok. No:32 Sariyer İstanbul

Telefon : 0212 229 3776

Mobil : 0530 954 9900

Email: sariyer@ingilizceanaokulu.com